Showing posts with label küba hayvanı. Show all posts
Showing posts with label küba hayvanı. Show all posts

inek kuşu

Küba'da şehirler arası yolda otobüsle giderken yol boyunca hep inek kuşlarını gördüm ve fotoğrafını çekmeye çalıştım. Fekat giden otobüsün penceresinden zum yaparak düzgün fotoğraf çekmek pek mümkün değil malesef... Benim İnek Kuşu adını vermiş olduğum bu kuşlar, otlayan ineklerin, bazan atların felan, başlarında ööylece bekliyorlar. Sanıyorum ki inek efendi otları yerken çekiştirip yoldukça altından çıkan börtü böceği yemek peşindeler. İneklerin kendilerinden bir şikayetine tanık olmuş değilim.











Küba'nın gördüğümüz en güzel beldesi Vinyales'te bu heyvancağızı da yakından görme şerefine nail oldum efendim. Bakınız ne de güzel uçuzluyor, ne de zarif süzülüzlüyor değil mi...









Kıt belgesel bilgime göre, boynunu katlayarak uçuşuna bakarak bu heyvanın bir balıkçıl türü olduğunu söyleyebiliriz. Eğer balıkçıl ise o vakit ineklerin ortaya çıkarttığı böcekleri değil de kurbağaları yediğini tahmin edebiliriz. O halde Küba'da canlı kurbağaları inek kuşları yiyor, eceliyle ölenleri akbabalar yiyor!.. (Yaşasın uydurmanın dayanılmaz hafifliği)

akbaba



Nasıl ki efendim İstanbul semalarında daima martılar varsa, Küba semalarında da mütemadiyen akbabalar uçuşmukta. Şehirde, köyde, sahilde, dağda, bütün Küba'nın gökyüzü akbaba ile kaplı. İlk gördüğümde akbaba mıdır, şahin mahin midir anlıyamadım tabi, sonra sorup öğrendim. Fotoğrafını çekmek için de çok uğraştım. Şehir içinde pek iyi sonuç alamadım ama Santiago'nun dışındaki kaledeyken ve en son Vinyales'te tarlaların arasında gezinirken kendileriyle gayet yakın temasta bulunabildim.



Akbaba insana iyi şeyler çağrıştırmıyor tabi ki. İlk başlarda Havana'nın üzerinde dönen bu akbabalara bakıp bakıp, leşini didiklemek için Küba'nın ölmesini bekleyen kapitalist ülkeleri düşündüm. Sonra ulan dedim, bunlar kapitalizme değil de her köşe başında bekleyip halkı gözetleyen polislere daha çok benziyorlar galiba dedim. İşte başlangıçta içimden böyle politik, sembolik ve de alegorik takılıyorkene efendim on beş gün sonra Vinyales'e vardığımızda çoktan içimdeki mesaj kaygımı yitirmiş ve fiilen olmasa da manen Kübalılarla birlikte salsa yapmaya başlamıştım. Velhasıl en nihayetinde kapitalizme de koyayım istibdata da diyerek Küba'nın akbabalarını bağrıma bastım, onları adeta birer martıymışlarcasına kabullendim.

















Akbabalarla ilgili kafamda şu soru kaldı sadece: Bu kadar çok akbaba varsa bir o kadar çok leş olmalı; o kadar çok leş varsa bir o kadar çok canlı hayvan olmalı; o kadar çok canlı hayvan varsa bir o kadar çok besin olmalı. O kadar çok besin demek verimli topraklar demek. Bu kadar verimli topraklarda manyok ve ananas dışında da meyve sebze olmalı!.. Elma armut olmalı, patlıcan, kabak, lahana, pazı, nebileyim efendim, bezelye mezelye olmalı!.. Sabah akşam manyok ananas, manyok ananas, yetti gari!..

iguana





İnsan müze dolaşırken duvarda kertenkele görebilir, geko görebilir, efendime söyliyeyim yerde fare kedi filan görebilir; ama iguana görebilir mi hiç? Evet, Küba'da görebilirmiş, hem de kedi kadar doğal karşılayabilirmiş.

küba'da domuz





Domuz çok acayip heyvanmış meğer ki. Evet, koyun ve keçi de sevimli, inek de canayakın, ama domuz aynı zamanda akıllı gibi sanki. Sanki insan gibi, mevzuya uyanmış gibi nebileyim...

küba'da kertenkele




Bu spiral kuyruklu süpersonik kertenkeleye Küba'da Varadero'da rastladık.